En eski mesleklerden biri olan aşçılık, bilgi ve yetenek yanında deneyimi de gerektirir. Bu nedenle çırak, kalfa ve usta düzeninin en geçerli olduğu mesleklerden birisidir.
Osmanlı’da saray ve konak mutfakları, birer aşçılık okulu niteliğindedir. Genellikle Bolu, bilhassa Mengen yöresinden saraya getirilen çocuklar saray mutfağının değişik bölümlerinde, kıdemli aşçı yardımcılarının yanında basit işlerle mesleğe başlamışlardır. Sarayda ,matbah (mutfak) emiri; konaklarda aşçıbaşı denen baş ustanın gözetiminde ocak başı, perhizci (kuşhaneci), pilavcı, börekçi,
tatlıcı adı verilen her biri kendi alanında uzmanlaşmış aşçılar bulunurdu. Bunların kalfaları, kalfaların çırakları, çırakların da yamakları olurdu. Yamaklar, ücretsiz olarak bir ya da iki yıl çalışır, yeteneğini kanıtlarsa ustasının izni ile çırak olurdu. Çıraklar, üç ya da dört yıl çalışıp, bilgi ve deneyimini artırıp, ustasının izni ile kalfa çıkarlardı. Kalfalık, istediği ustanın yanında çalışmak üzere, ustasından izin
almaya hak kazanmaktı. Ustasının izni olmadan yer değiştiren ya da işini terk eden, meslekten atılır; başka esnafın yanında işe giremezdi. Kalfa, becerisini genel sınav niteliğindeki teferrüc (peştamal kuşanma) töreninde kanıtlamak zorundaydı. Ustaların oluşturduğu jüri, kalfanın yaptıklarını beğenmez; bilgisini yeterli bulmazsa peştamal kuşanamaz, yani usta olamazdı. Ustalık, ulaşılması zor bir aşamaydı. Saray ve vezir konaklarının kapanmasıyla yalnızca belli konularda uzmanlaşmış
bu aşçılar, tüm yemekleri yapmaya başladılar. Ufak ücretlerle, düğün ve teferrüc törenlerinde çalıştıkları gibi kimi konak ve evlere de girdiler. Bundan sonra çıraklığa girenler aşçılığı bunlardan öğrendiğinden çoğu yemekler özelliğini yitirdi.
Geleneksel Türk yemekleri bir süre daha aşçıbaşının yanına yardımcı olarak verilen arabacılar eliyle yaşatıldı. Kalfa adıyla çağrılan bu kadınların yanına verilen acemi halayıklara da yardımcı denirdi. Sonraki dönemlerde aşçılık, tamamen kişisel yetenek ve bilgiye dayanan bir meslek oldu. XIX. yüzyıldan itibaren, saraya yabancı aşçılar da getirilerek çalıştırılmaya başlandı. Bu aşçılar
yanlarındaki yardımcılarını da kendi yöntemlerine göre eğittiler. İletişimin de artması ile batı mutfağına ilişkin özellikler Türk mutfağına da girmeye başladı. Geleneksel Türk yemekleri giderek özelliklerini yitirmeğe, yerlerini yabancı kökenli yemeklere bırakmaya başladı.
Mengen'in en büyük özelliği, yüzyıllardan bu yana, babadan oğula geçercesine devam eden gelenekle çok ünlü aşçılar yetiştirmesidir. Her haneden muhakkak bir aşçı çıkaran Mengen'in bu ünü tarihsel bir olayla başlar. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra, saray aşhanesini Mengenli Yakup Ağa adlı bir paşaya kurdurur. Buranın sorumluluğunu da ona verir. Mengenli
Yakup Ağa'nın işe başlamasından kısa bir süre sonra yeğeni iş bulmak umuduyla onun yanına gelir. Yakup Ağa, yeğenini saray aşhanesinin bulaşıkhanesine çalışmaya gönderir. Çok zeki ve çalışmayı seven bu usta, gün gelir saray aşhanesinin aşçıbaşısı olur. Mengen'deki yakınlarını ve arkadaşlarını da yanına çağırarak onları aşçı olarak yetiştirir. Böylece saray aşhanesi ve mutfağı, adeta bir aşçılık okuluna dönüşür.
Buradan yetişen ve ünlenen Mengenli aşçılar paşa ve beylerin aşçıları olurlar. Mengenli aşçılar, zamanla Osmanlı kentlerinde aşçılığı ele alarak üne kavuşurlar.
Aşçılık bir meslek olduğu kadar, babadan oğula geçen bir sanat olarak da devam eder.
Bu gün ülkemizin neresinde olursa olsun, turistik bir tesisin lokantasında Mengenli bir aşçıya veya garsona rastlamak mümkündür. Bu aşçılarımızın bir bölümü: Divan Oteli, Büyük Efes Oteli, Hilton Oteli, Sheraton Oteli, Büyük Tarabya Oteli, Dedeman Oteli, Etap Otelleri vb. büyük oteller ile büyük şehirlerimizdeki lüks lokantaların mutfaklarını
idare etmektedirler. Günümüzde yemek sektörü ile ilgili her yerde mutlaka bir Mengen’li aşçı ile karşılaşmak mümkündür.Aşçılarımızın mesleklerindeki başarıları ve hünerleri ülkemiz sınırlarını aşmış. ABD, Hollanda, Fransa, İsviçre, İran, Irak, Suudi Arabistan ve Libya gibi dünya ülkelerinde Türk mutfağını başarı ile temsil eden yine Mengenli aşçılardır. Londra'da yapılan aşçılar yarışmasında, ülkemize aşçılar
krallığını getiren Mengenli merhum İlyas Usta’dır.
CUMHURBAŞKANLIĞINDA GÖREV YAPAN MENGEN'Lİ AŞÇILARIN İSİM LİSTESİ
|
S. No. |
Unvanı |
Adı Soyadı |
Katılış Tarihi |
Ayrılış Tarihi |
|
1. |
AŞÇIBAŞI |
RECEP UĞURLUOĞLU |
01.01.1927 |
13.07.1954 |
|
2. |
AŞÇI |
HALİL İBRAHİM ÖZEL |
01.06.1932 |
01.07.1940 |
|
3. |
AŞÇI |
Selahattİn
ERGÜN |
01.04.1934 |
07.10.1940 |
|
4. |
AŞÇ |
AHMET BENLİ |
01.10.1935 |
31.07.1944 |
|
5. |
AŞÇI |
EMİN ÖZTDRK |
15.10.1935 |
01.03.1951 |
|
6. |
AŞÇ |
RIZA GÜNDOĞAR |
01.03.1937 |
10.02.1949 |
|
7. |
AŞÇI |
HÜSEYİN ÖZKAN |
07.12.1939 |
01.07.1950 |
|
8. |
AŞÇI |
ALİ ÇOLAK |
01.03.1939 |
14.07.1971 |
|
9. |
AŞÇI |
MEHMET MUTLU |
01.06.1941 |
01.04.1953 |
|
10. |
AŞÇI |
ALİ ÖZKAN |
15.11.1942 |
31.12.1950 |
|
11. |
AŞÇI |
MEHMET ALİ FİDANAY |
01.03.1943 |
30.05.1950 |
|
12. |
AŞÇI |
İSMAİL YAVUZ |
07.05.1943 |
17.05.1944 |
|
13. |
AŞÇI |
İdrİS YAHYA
ÜNE |
01.06.1944 |
04.08.1972 |
|
14. |
AŞÇI |
HAZIM ÖZGÖREN |
14.04.1944 |
30.11.1946 |
|
15. |
AŞÇI |
mustafa ÇOLAK |
01.08.1944 |
30.04.194S |
|
16. |
AŞÇI |
İRFAN ÇİL |
01,06.1946 |
30.06.1949 |
|
17. |
AŞÇI |
MEHMET AYDEMİR |
01.07.1950 |
13.07.1951 |
|
18. |
AŞÇI |
HALİT ÖZCAN |
11.12.1956 |
03,05.1958 |
|
19. |
AŞÇI |
Selahattİn
ÖZKANLIAL |
07,07.1958 |
|
|
20. |
AŞÇIBAŞI |
MUSTAFA TAND0ĞAN |
08.12.1983 |
23,03.1984 |
|
21. |
AŞÇI |
TEVFİK ALPARSLAN |
12.12.1983 |
16.12 1983 |
|
22. |
AŞÇI |
ÜMİT YÜCE |
27.12.1985 |
15.01.1990 |