BABAHIZIR TÜRBESİ

İlçemiz, tabii güzellikleri yanında, bir evliyalar ve erenler yatağıdır. Erenler diyarı Anadolu’nun Bolu-Mengen yöresinde yerleşmiş, Babahızır Hazretleri de Türkmen erenlerinden biridir.

Asıl adı Saidi Yetkin olan Babahızır Hazretleri’nin, kesin olmamakla birlikte 1240-1320 yılları arasında yaşadığı sanılmaktadır. İlmi araştırmalar gösteriyor ki, Hz. Ebubekir (R.A)’ in on ikinci kuşaktan gelen, Halveti Tarikatı’na mensup Hızır Dede diye bilinen bir şahıs vardır.

“Halktan uzak, Hak’a yakın” düşüncesini benimseyen Babahızır Hazretleri hakkında, halk arasında dolaşan rivayetlerden birisi şöyledir: Bir cami inşaatı sırasında, malzemenin her bitişinde ustalar, Babahızır’a “Baba” diye seslenirlermiş. Babahızır da her seferinde “Merak etme, baba hazır.” Diye cevap verir ve istenilen malzemeyi, hemen yetiştirirmiş. Yine birgün malzeme tükenir. Ustalar da ertesi gün, işi bırakıp gitmeye karar verirler. Bu mubarek zat, o gece ormandan geyiklerle kereste taşıyarak inşaata yığar ve inşaatın tamamlanmasını sağlar. Bu ve bunun gibi pek çok kerametini gören halk; ustalara: “BABA HAZIR” diye seslenmesinden ve zorda kalanların imdadına yetişmesinden dolayı bu zata “BABAHIZIR” derler. Babahızır Köyü de ismini bu zattan alır. Sünnet olanlar ve evlenenler Hızır Hazretleri’ni ziyaret edip adak ve dileklerde bulunur.

Babahızır Hazretleri için, ilki 30 Haziran 1996’da düzenlenen, “I. BABAHIZIR HAZRETLERİ’ Nİ ANMA GÜNÜ” yapılmıştır. Bu kutlama, her yıl haziran ayının son pazar günü tekrarlanacaktır.

SARIKIZ TÜRBESİ

26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra, Anadolu’ya yoğun bir Türkmen akını başlar. Çok kısa bir zamanda Anadolu, Türkmenlerle dolar. Böylece Anadolu’nun, Türkleşmesi ve Müslümanlaşması sağlanır.

Sarıkız’ın mensup olduğu ailenin de Anadolu’ya gelen Türkmen ailelerden biri olduğu sanılmaktadır. Bu aile, Küçükkız denilen yere yerleşir.Aile, tarım ve hayvancılıkla uğraşan mütevazı bir ailedir.

Rivayete göre, “Sarıkız”, her sabah şafak sökerken “Erenler Doruğu” denen yere gelerek, geyiklerden süt sağar. Sağdığı bu sütü, çevredeki fakir fukaraya dağıtıp, muhtaçlara yardım eder. Sarıkız’ın her sabah seher vakti ortadan kaybolduğunu fark eden babası, Sarıkız’ı takip eder ve kızını geyik sağarken görür. Avcılıkta mahir olan baba, silahını geyiğe doğru nişan alır. Bu arada geyik durumu farkedip huysuzlaşmıştır. Sarıkız: “Kim bu eli kolu yanına gelesice?” diye beddua edince, babasının olduğu yerde taş kesildiğini görür ve çok üzülür. (Bu arada geyik de vurularak ölmüştür.Bugün hala türbede, anılan geyiğin boynuzları bulunmaktadır).Sarıkız, bu olay üzerine düştüğü derin ıstırap ve üzüntüden vefat eder.Ancak; ölmeden önce vasiyet ettiği üzere, olayın geçtiği yere gömülür.Bu yüzden, Sarıkızlar Köyü de adını ondan alır. Daha sonra Sarıkız’ın mezarı, bir türbe haline getirilir.